İZMİR BAROSU’NDAN ADLİ YIL AÇILIŞINDA SERT MESAJ: “HUKUKUN GÖREVİ, İKTİDARI KORUMAK DEĞİL, YURTTAŞI KORUMAKTIR”
İzmir Barosu, yeni adli yılın başlaması dolayısıyla yaptığı açıklamada yargı bağımsızlığı, savunma hakkı, avukatlara yönelik baskı ve şiddet ile adalete erişim sorunlarına dikkat çekti.
Baro, “Talimatla hukuk, telkinle adalet, baskıyla bağımsız yargı olmaz” mesajı verdi.
Yeni adli yılın başlaması dolayısıyla açıklama yapan İzmir Barosu, Türkiye’de hukukun üstünlüğü, yargı bağımsızlığı, savunma hakkı ve temel hak ve özgürlükler konusunda yaşanan sorunlara dikkat çekti.
İzmir Barosu tarafından yapılan açıklamada, yargının anayasal düzen içerisinde bağımsız ve tarafsız bir güç olması gerektiği belirtilerek, özellikle siyasi nitelik taşıyan dosyalarda yargı makamlarının bağımsızlığı ve tarafsızlığına ilişkin ciddi tartışmalar yaşandığı savunuldu.
https://www.instagram.com/reel/DcvcKijjVLj/?igsi=cjg2ajMxMDdseWli
https://www.instagram.com/reel/DcvcKijjVLj/?igsi=cjg2ajMxMDdseWli
“YARGI, SİYASİ İKTİDARIN TALİMATLARINI YERİNE GETİREN BİR AYGIT DEĞİLDİR”
Açıklamada, hakim ve savcıların herhangi bir siyasi iradenin beklentisine göre değil, Anayasa, kanun, hukuk, vicdani kanaat ve insan haklarına bağlı olarak görev yapması gerektiği vurgulandı.
Baro, açıklamasında şu ifadeleri kullandı:
“Yargı, siyasi iktidarın talimatlarını yerine getiren bir aygıt değildir. Talimatla hukuk, telkinle adalet, baskıyla bağımsız yargı olmaz.”
Toplumun önemli bir bölümünde “kararın hukuktan mı, yoksa başka bir yerden mi çıktığı” yönünde bir kuşku oluştuğu ileri sürülen açıklamada, bunun hukuk devleti açısından ciddi bir alarm olduğu belirtildi.
“AYM VE AİHM KARARLARI UYGULANMALI”
İzmir Barosu, Anayasa Mahkemesi ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararlarının uygulanması gerektiğine de dikkat çekti.
Anayasa’nın 153. Maddesine atıfta bulunulan açıklamada, Anayasa Mahkemesi kararlarının yasama, yürütme ve yargı organları ile idare makamlarını, gerçek ve tüzel kişileri bağladığı hatırlatıldı.
Açıklamada, AYM’nin ihlal kararlarının uygulanmamasının yurttaşların anayasal haklarını etkisiz hale getirdiği, AİHM kararlarının uygulanmamasının ise Türkiye’nin taraf olduğu uluslararası hukuk düzeni açısından ciddi sorun oluşturduğu savunuldu.
“SAVUNMA YAPTIĞI İÇİN AVUKATI SANIK SANDALYESİNE OTURTMAK…”
Avukatların mesleki faaliyetleri nedeniyle soruşturma ve kovuşturmalara maruz bırakıldığı ve bazı avukatların özgürlüklerinden mahrum bırakıldığı ifade edilen açıklamada, avukatların müvekkilleriyle özdeşleştirilmemesi gerektiği vurgulandı.
İzmir Barosu, cezaevlerinde bulunan meslektaşlarını ziyaret ettiklerini belirterek, Can Atalay, Selçuk Kozağaçlı, Doğa İncesu, Yunus Emre Işık ve Mehmet Pehlivan’ın durumlarına da dikkat çekti.
Açıklamada, “Onların özgürlüğü, savunmanın özgürlüğüdür” denildi.
“YOKSULLUK, AYNI ZAMANDA ADALETE ERİŞİM MESELESİ”
Türkiye’nin ekonomik ve sosyal sorunlarına da değinen İzmir Barosu, yüksek enflasyon, gelir kaybı, işsizlik, barınma sorunu ve yoksulluğun adalete erişimi de zorlaştırdığını belirtti.
Ekonomik güçlükler nedeniyle yurttaşların dava açmasının, avukatla çalışmasının ve hukuki güvencelere ulaşmasının giderek zorlaştığı ifade edilen açıklamada, adaletin yalnızca ekonomik gücü olanların ulaşabildiği bir hizmet haline gelmemesi gerektiği vurgulandı.
AVUKATLARIN EKONOMİK SORUNLARINA DİKKAT ÇEKİLDİ
Açıklamada avukatlık mesleğinin ekonomik açıdan da ciddi sorunlarla karşı karşıya olduğu belirtildi.
Özellikle genç avukatların düşük gelir, yüksek ofis giderleri, ağır çalışma koşulları, güvencesizlik ve mesleki gelecek kaygısıyla karşı karşıya kaldığı ifade edildi.
CMK ve adli yardım hizmetlerinde ödenen ücretlerin yetersizliği, Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi ile ekonomik gerçeklik arasındaki fark, ücretlerin tahsil edilmesinde yaşanan sorunlar ve avukatların faaliyet alanlarının daralması eleştirildi.
İzmir Barosu, “Bu devran bu şekilde artık dönmemektedir” ifadeleriyle avukatların yaşadığı ekonomik sıkıntıların geldiği noktaya dikkat çekti.
“BİR MESLEKTAŞIMIZIN DAHA ÖLDÜRÜLMESİNİ BEKLEMEYECEĞİZ”
Avukatlara yönelik fiziksel şiddet olaylarının da gündeme getirildiği açıklamada, avukatların saldırıya uğraması, tehdit edilmesi ve öldürülmesinin münferit olaylar olarak değerlendirilmemesi gerektiği belirtildi.
Baro, avukatlara yönelik şiddetin önlenmesi için etkin, sürekli ve bağlayıcı tedbirlerin alınması gerektiğini vurgulayarak, saldırıların cezasız kalmaması ve avukatların görevleri nedeniyle özel olarak korunması için mücadele edeceklerini açıkladı.
“HUKUKUN GÖREVİ İKTİDARI KORUMAK DEĞİL, YURTTAŞI KORUMAKTIR”
İfade özgürlüğü, toplantı ve gösteri yürüyüşü hakkı, örgütlenme özgürlüğü ve siyasal katılım hakkına ilişkin değerlendirmelerde de bulunan İzmir Barosu, farklı düşünmenin ve itiraz etmenin suç gibi görülmemesi gerektiğini belirtti.
Açıklamada gazeteciler, öğrenciler, akademisyenler, sendikacılar, siyasetçiler, insan hakları savunucuları ve avukatların üzerindeki baskıların demokratik toplum düzenini olumsuz etkilediği savunuldu.
İzmir Barosu, açıklamasında şu ifadeye yer verdi:
“Hukukun görevi, iktidarı korumak değil; iktidar karşısında yurttaşı korumaktır.”
İZMİR BAROSU’NDAN ADLİ YIL AÇILIŞ TÖRENİ TEPKİSİ
Açıklamanın son bölümünde ise İzmir Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından düzenlenen Adli Yıl Açılış Töreni’nde avukatlara ve barolara söz hakkı verilmemesi eleştirildi.
Geçtiğimiz adli yılın açılışında da yargının kurucu unsurlarından olan avukatların ve baroların söz hakkının engellendiği savunulan açıklamada, baroların yargının dışından gelen bir unsur olmadığı vurgulandı.
İzmir Barosu, “Avukatlar, yargının misafiri değildir. Savunma, protokol sırasındaki bir nezaket unsuru değildir” ifadelerini kullandı.
Açıklama, “İzmir Barosu susmaz. Sözümüz bir makamın iznine bağlı değildir” mesajıyla tamamlandı.
İzmir Barosu, yeni adli yılın hukukun üstünlüğünün, bağımsız yargının, özgürlüğün ve adaletin yılı olması temennisinde bulundu.

İlk yorum yapan olun