17 MAYIS SESSİZ KATİLİ ARAMIZDA: GERÇEK TANSİYONUNUZU BİLİYOR MUSUNUZ?
17 MAYIS DÜNYA HİPERTANSYON GÜNÜ: Sessiz Katil Aramızda: Tansiyonunuzu Gerçekten Biliyor Musunuz?
İzmir Atatürk Eğitim ve Araştırma Hastanesi Kardiyoloji Uzmanı Dr. Aykan Çelik, “Sessiz katil tansiyonunuzu gerçekten biliyor musunuz?”
Uzman Çelik, “Bazı hastalıklar vardır; geldiğini haber verir. Ağrı yapar, nefes darlığı yapar, çarpıntı yapar. Bizi doktora gitmeye zorlar. Bazıları ise çok daha tehlikelidir. Çünkü sessizdir.
Hipertansiyon, yani yüksek tansiyon, işte bu sessiz tehlikelerin en başında gelir. Yıllarca hiçbir belirti vermeden vücudumuzda dolaşabilir. Baş ağrısı yapmayabilir, çarpıntı yapmayabilir, kişiyi günlük hayatından alıkoymayabilir. Ancak bu sessizlik, onun zararsız olduğu anlamına gelmez. Aksine hipertansiyon, fark edilmediğinde kalp krizinin, felcin, böbrek yetmezliğinin, görme kaybının ve kalp yetmezliğinin en önemli nedenlerinden biridir.
Bu nedenle hipertansiyon tüm dünyada “sessiz katil” olarak adlandırılır.
Vücudumuzu büyük bir su tesisatı gibi düşünelim. Kalbimiz bu sistemin ana pompası, damarlarımız ise kanı taşıyan borulardır. Eğer bu boruların içinden sürekli yüksek basınçla su geçerse, zamanla boruların iç yüzeyi aşınır, sertleşir ve zayıflar. İşte yüksek tansiyon da damarlarımızda benzer bir etki yaratır. Damar duvarı hasar görür, kalp daha fazla çalışmak zorunda kalır, böbrekler yorulur, beyin damarları zarar görür.
En büyük sorun ise şudur: Bütün bunlar olurken kişi kendini tamamen sağlıklı hissedebilir.
Toplumda sık duyduğumuz bir cümle vardır: “Ben tansiyonum çıkınca anlarım.” Ne yazık ki bu çok tehlikeli bir yanılgıdır. Hipertansiyon hastalarının önemli bir kısmında hiçbir belirti olmaz. Bazı kişilerde baş ağrısı, ense ağrısı, baş dönmesi ya da çarpıntı görülebilir; ancak bu belirtilerin olmaması tansiyonun normal olduğu anlamına gelmez.
Bir başka yanlış düşünce de şudur: “Benim tansiyonum hep 15-16, vücudum alışmış.” Vücut yüksek tansiyona alışmaz; sadece alarm vermeyi bırakır. Damarlar ise sessizce hasar görmeye devam eder.
Hipertansiyon artık yalnızca ileri yaş hastalığı da değildir. Hareketsiz yaşam, fazla kilo, aşırı tuz tüketimi, stres, sigara, düzensiz uyku ve işlenmiş gıdalar nedeniyle genç yaşlarda da giderek daha sık görülmektedir. Masa başında geçirilen uzun saatler, ekran karşısında hareketsiz geçen günler ve hızlı tüketilen tuzlu gıdalar damarlarımız üzerindeki yükü artırmaktadır.
Peki, tansiyonumuz kaç olmalı?
Genel olarak 120/80 mmHg, yani halk arasındaki ifadeyle “12’ye 8” civarı ideal kabul edilir. Tekrarlayan ölçümlerde 140/90 mmHg ve üzerindeki değerler ise hipertansiyon açısından dikkatle değerlendirilmelidir. Ancak tanı tek bir ölçümle konulmaz. Tansiyon; uygun cihazla, doğru pozisyonda, dinlenmiş halde ve düzenli ölçümlerle takip edilmelidir.
İyi haber şu: Hipertansiyon kontrol altına alınabilir bir hastalıktır.
Bunun ilk adımı tuzu azaltmaktır. Sofradaki tuzluğu kaldırmak önemlidir; ancak asıl tuz çoğu zaman ekmekte, peynirde, zeytinde, salçada, turşuda, hazır gıdalarda ve paketli ürünlerde gizlidir. Bu nedenle sadece yemeğe tuz atmamak değil, günlük beslenme alışkanlıklarını da gözden geçirmek gerekir.
İkinci adım harekettir. Her gün yapılacak 30-40 dakikalık tempolu yürüyüş, kalp ve damar sağlığı için en değerli ilaçlardan biridir. Asansör yerine merdiven kullanmak, kısa mesafelere yürümek, uzun süre oturmaktan kaçınmak bile önemli fark yaratır.
Üçüncü adım kilo kontrolü, sigaradan uzak durmak, düzenli uyku ve stres yönetimidir. Tansiyon sadece damarların değil, yaşam tarzımızın da aynasıdır.
Ve elbette ilaç tedavisi… Eğer doktorunuz tansiyon ilacı önerdiyse, bunu “bağımlılık yapar” ya da “bir süre kullanıp bırakırım” düşüncesiyle değerlendirmemek gerekir. Tansiyon ilaçları ağrı kesici gibi sadece şikayet olduğunda alınan ilaçlar değildir. Düzenli kullanıldığında kalbi, beyni, böbrekleri ve damarları koruyan bir kalkan görevi görür. Tansiyon normale döndü diye ilacı bırakmak, çoğu zaman tedavinin başarısını riske atar.
Dünya Hipertansiyon Günü bize basit ama hayat kurtarıcı bir gerçeği hatırlatıyor:
Tansiyonunuzu ölçtürün. Çünkü bilmediğiniz bir yükseklik, en büyük riskiniz olabilir.
Bugün kendiniz ve sevdikleriniz için küçük ama çok değerli bir adım atın. Birkaç dakikanızı ayırın, tansiyonunuzu ölçtürün. Çünkü hipertansiyonda erken farkındalık, kalp krizi ve felçten korunmanın en etkili yollarından biridir.
Unutmayalım: Sessiz katili durdurmanın ilk yolu, onun varlığını öğrenmektir.”

İlk yorum yapan olun