İsrail bayramın ilk gününde Gazze’de katliam yaptı: 13’ü çocuk 33 ölü
Ramazan Bayramı’nın ilk gününde İsrail’in Gazze Şeridi’ne düzenlediği hava saldırıları sonucu 13’ü çocuk olmak üzere yaşamını yitiren Filistinlilerin sayısı 33’e yükseldi.
Google News
İsrail’in Gazze Şeridi’ne 7 Ekim 2023’ten bu yana düzenlediği saldırılarda can veren Filistinlilerin sayısı 50 bini aştı.
Ramazan Bayramı’nın ilk gününde Gazze’nin farklı bölgelerine düzenlenen İsrail saldırılarında ise çoğunluğu kadın ve çocuk olmak üzere 33 Filistinlinin öldüğü belirtildi.
Yalnızca Han Yunus kentinde 17 Filistinli hayatını kaybederken aralarında çoğunluğu bayramlık kıyafetlerini giymiş 8 çocuk bulunuyordu.
Ayrıca Gazze kenti ve kuzey bölgelerinde 2’si çocuk 3 kişi hayatını kaybetti.
İsrail’in çadırlar ve evlerin hedef alındığı yeni saldırılar sonucunda 1’i çocuk 11 Filistinlinin daha öldüğü ve çok sayıda kişinin yaralandığı aktarıldı.
Ayrıca İsrail tanklarının Gazze Şeridi’nin kuzeyindeki Cibaliya bölgesinde bir evi bombalaması sonucu 2 çocuğun öldüğü ifade edildi.
SALDIRILAR HAN YUNUS’TA YOĞUNLAŞTI
Görgü tanıklarından alınan bilgilere göre İsrail saldırıları ağırlıklı olarak Han Yunus’ta yoğunlaşırken kentin doğu, batı ve merkezindeki evler ile çadırlar hedef alındı.
Tanıklar İsrail topçu birliklerinin ve sınırda konuşlanmış askeri araçların gece boyunca yoğun top atışı yaptığını ve bölgeye ateş açtığını aktardı.
Saldırıların Müslümanların camilerde ve barınma merkezlerinde bayram namazı için toplandığı ve bayram tekbirleriyle eş zamanlı gerçekleştiği vurgulandı.
“İSRAİL’İN FAŞİSTLİĞİ”
Hamas, İsrail’in Gazze’de düzenlediği saldırılarda çocukları hedef almasıyla ilgili yazılı açıklama yaptı.
Çocukların bayramın ilk günü sığındıkları çadırlarda üzerlerinde bayramlıklarıyla öldürüldüğüne işaret edilen açıklamada ‘bu saldırıların İsrail’in faşistliğini ortaya koyduğu ve onu ahlaki ve insani değer yoksunu yaptığı’ vurgulandı.
İsrail’in bayramın kutsiyetini hiçe sayarak Filistin halkına yönelik terör saldırılarını gün boyu sürdürdüğü belirtilen açıklamada bunun Gazze’de yürütülen soykırımın bir parçası olduğu ifade edildi.
Eski İsrail Cumhurbaşkanı Danışmanı, Türkiye-Suriye yakınlaşmasını değerlendirdi
Türkiye ile Suriye arasındaki olası yakınlaşmaya dikkat çeken Jonathan Adiri, Türkiye’nin ne izole edilmişlik, ne ekonomi ne de nüfuz bağlamında İran olmadığını belirterek, “Bir ayağı Batı’da olan, Avrupa üzerinde büyük etki sahibi ve Doğu’da stratejik ayak izi büyüyen dinamik bir bölgesel güçtür.” dedi.
Google News
Eski İsrail Cumhurbaşkanı Danışmanı, Türkiye-Suriye yakınlaşmasını değerlendirdi
Baas rejiminin devrilmesinin ardından Türkiye ile Suriye arasındaki olası yakınlaşma İsrail’i harekete geçirdi..
Eski İsrail Cumhurbaşkanı Şimon Peres’in Danışmanı Jonathan Adiri, Ahronot gazetesi için “İsrail, Türkiye ile gelecekte bir savaşı önlemek için şimdi harekete geçmeli” başlıklı görüş yazısı kaleme aldı.
İSRAİL’İN ŞİMDİDEN HAREKETE GEÇMESİ GEREKTİĞİNE DİKKAT ÇEKTİ
Görüş yazısında, “Avrupa üzerinde büyük etkisi olan ve Doğu’da stratejik ayak izi büyüyen dinamik bir bölgesel güç” olarak tanımladığı Türkiye’nin Suriye ile kuracağı olası bir ittifaka karşı İsrail’in şimdiden harekete geçmesi gerektiğini öne sürdü.
“İSRAİL, STRATEJİK İTTİFAKLAR KURARAK TÜRKİYE İLE OLASI ÇATIŞMAYI ÖNLEMELİ”
Türkiye’nin Suriye ile bir savunma anlaşmasına yakın olduğu yönündeki haberlere işaret eden Adiri, İsrail’in Ankara’yla olası bir askeri çatışmayı önlemesi için, bölgesel stratejik ittifaklara yönelmesinin ve proaktif bir politika benimsemesinin “kritik öneme sahip olduğunu” ileri sürdü.
Tel Aviv yönetiminin, ABD öncülüğünde bölgedeki yoğun Sünni nüfusa sahip Arap ülkelerini kapsayacak yeni bir ittifak kurması gerektiğini iddia eden Adiri, askeri, diplomatik ve enerji alanında yakın işbirliği içinde olduğu Yunanistan ve Güney Kıbrıs Rum Kesimi (GKRY) ile ittifakının İsrail açısından önemine değindi.
“BİR AYAĞI BATI’DA OLAN, AVRUPA ÜZERİNDE BÜYÜK ETKİ SAHİBİ DİNAMİK BİR BÖLGESEL GÜÇTÜR”
Türkiye’nin ilerleyen süreçte bölgenin yeniden şekillendirilmesinde daha büyük bir rol üstlenebileceğini vurgulayan Adiri, “Türkiye ne izole edilmişlik, ne ekonomi ne de nüfuz bağlamında İran değildir. Bir ayağı Batı’da olan, Avrupa üzerinde büyük etki sahibi ve Doğu’da stratejik ayak izi büyüyen dinamik bir bölgesel güçtür.” yorumunda bulundu.
“İran ve Rusya’nın Suriye’deki etkisinin önemli ölçüde azalmasıyla Ankara, stratejik çıkarlarını ortaya koyarak bölgenin şekillendirilmesinde daha büyük bir rol üstlenebilir.” yorumunda bulunan Adiri, yazısını şöyle sürdürdü:
Ankara ile Şam arasında kurulacak bir ittifak Türkiye’nin Suriye’de askeri üsler bulundurmasına olanak sağlayacaktır ki bu senaryo İsrail için İran’ın bile son yıllarda oluşturduğundan daha büyük bir tehdit oluşturabilir. İran’ın aksine Türkiye parya (dışlanmış) devlet olarak görülmüyor. Batı ile yakın ilişkilerini sürdürmekte ve NATO üyesi. Bölgesel bir süper güç olarak hem Avrupa’da hem de Orta Doğu’da nüfuz sahibi.
“Türkiye’nin jeopolitik hedeflerinin mimarı olarak görülen” Dışişleri Bakanı Hakan Fidan’ın önemli bir rol üstlendiğine işaret eden Adiri, yazısında, “Fidan’ın gündeminde, Türkiye’nin Libya’ya daha fazla müdahil olması, Suriye’de askeri üsler ağının geliştirilmesi, Akdeniz’de artan bir donanma varlığı, Rusya ve NATO ile ilişkiler arasında bir denge kurulması yer alıyor.” ifadelerini kullandı.